Son yıllarda ekonomik tablo ağırlaştıkça, vatandaşın sırtına binen yük de giderek artıyor. İktidarın, bozulan ekonomiyi düzeltmek ve büyüyen bütçe açığını kapatmak adına bulduğu yöntemlerden biri ise trafik cezalarını adeta bir gelir kapısına dönüştürmek oldu.
İLK ÜÇ AYDA 22 MİLYAR DOLAR CEZA
Bugün geldiğimiz noktada trafik cezaları artık yalnızca bir denetim ve düzen aracı olmaktan çıkmış, bütçe hedeflerinin bir parçası hâline gelmiştir. Öyle ki 2026 yılı için öngörülen trafik cezası geliri 350 milyar TL civarındayken, yılın henüz ilk üç ayında bu rakam 1 Trilyon TL bulmuş durumda. Kesilen cezanın büyüklüğü 22 Milyar Dolar civarında. Bu durum, ister istemez şu soruyu akıllara getiriyor: Amaç gerçekten trafik güvenliği mi, yoksa gelir yaratmak mı?
Elbette trafik kurallarına uymak her vatandaşın sorumluluğudur. Ancak cezaların ölçüsüz şekilde artırılması ve denetimlerin daha çok gelir odaklı algılanması, kamu vicdanını zedelemektedir. Vatandaş, ekonomik sıkıntılarla mücadele ederken bir de yüksek cezalarla karşı karşıya kalınca, devlete olan güven duygusu da zarar görmektedir.
İKTİDARIN ÖNCELİĞİ ADALETİ VE TOPLUM GÜVENLİĞİNİ TESİS ETMELİ
Öte yandan toplumun asıl beklentisi, yalnızca trafik denetimleri değildir. Her geçen gün artan cinayetler, uyuşturucu suçları, organize suç faaliyetleri ve yasa dışı bahis gibi ciddi güvenlik sorunları karşısında daha etkin ve caydırıcı adımlar atılması beklenmektedir. Kamu düzenini tehdit eden bu alanlarda yeterince güçlü ve kalıcı çözümler üretilememesi, vatandaşın kendini güvende hissetmesini zorlaştırmaktadır.
Hukukun caydırıcılığı, bir devletin en temel unsurlarından biridir. Suç işleyenlerin kısa sürede yeniden toplum içine karıştığı algısı, adalet duygusunu derinden sarsmaktadır. Bu noktada yapılması gereken; cezaların artırılmasından ziyade, adil, tutarlı ve gerçekten caydırıcı bir hukuk sisteminin tesis edilmesidir.
İSRAF VE ŞATAFAT EKONOMİK MODELİMDEN VAZ GEÇİLMELİ
Ekonomik sorunların çözümü de geçici gelir kalemleri yaratmakla değil, üretimi artıran, israfı önleyen ve kaynakları verimli kullanan kalıcı politikalarla mümkündür. Aksi hâlde fatura dönüp dolaşıp yine vatandaşa kesilmektedir.
Sonuç olarak, vatandaşın beklentisi daha fazla ceza değil; daha adil bir yönetim, daha güvenli bir toplum ve daha sağlam bir ekonomidir. Demokratik sistemlerde bu beklentilerin karşılığı ise sandıkta verilir. Millet, zamanı geldiğinde değerlendirmesini yapar ve kararını ortaya koyar.
Unutulmamalıdır ki en büyük denetim, milletin iradesidir.
Abdülkadir USTA



















