Haritaya bakıyorsun…
Etrafımız kırmızı alarm.
Bosna’dan Irak’a.
Suriye’den Ukrayna’ya.
Karabağ’dan Afganistan’a.
Son 30 yılda Türkiye’nin çevresi yangın yeri.
Ve şimdi İran…
Ramazan ayında gelen görüntüler, açıklamalar, iç gerilim sinyalleri…
Bir ülkenin yönetim kadrosunun sarsıldığını izlemek kolay bir şey değil.
Hele ki o ülke, sınır komşun ise.
İRAN’DA NE OLUYOR?
Bölgedeki siyasi kırılganlık zaten yüksekti.
Ekonomik baskı vardı.
Toplumsal huzursuzluk vardı.
Şimdi buna “yönetim zafiyeti” ihtimali ekleniyor.
Tarih bize şunu söylüyor:
Devlet otoritesi zayıfladığında boşluk oluşur.
Boşluk oluştuğunda dış müdahale başlar.
Ve kaos içeriden büyür.
Ramazan ayında yaşanan bu tablo içler acısıdır.
Çünkü Ramazan; sabır, adalet ve arınma ayıdır.
Ama coğrafya yine ateş kokuyor.
“Bir ülkenin yönetim kadrosunun çöküşünü izlemek” sadece o ülkenin meselesi değildir.
Komşunun evi yanarken sen balkon keyfi yapamazsın.
Devlet zayıflarsa sınırlar sadece haritada kalır.
GEÇMİŞTEN BUGÜNE AYNI SENARYO
Pakistan.
Mısır.
Irak.
Suriye.
Her birinde benzer süreçler.
İç karışıklık.
Ekonomik kriz.
Siyasi kırılma.
Ardından dış müdahaleler.
İslam coğrafyasında bir istikrarsızlık zinciri var.
Orta Doğu’da bitmeyen yangın…
Burada sorulması gereken soru şu:
Bu kaos gerçekten tesadüf mü?
Yoksa planlı bir jeopolitik dizayn mı?
İsrail ve ABD politikalarının bölgeye etkisi tartışma konusu olmaya devam ediyor.
Ama şurası net:
Boşluk bırakılan yere mutlaka bir güç yerleşir.
Güçlü olmayan coğrafya, başkasının satranç tahtası olur.
TÜRKİYE ATEŞ ÇEMBERİNDE
Etrafımız ateş çemberiyken rehavete kapılma lüksümüz yok.
Türkiye’nin güçlü devlet refleksi bu yüzden hayati.
Savunma sanayinde son yıllarda yapılan yatırımlar boşuna değil.
Yerli ve milli üretim bir slogan değil, stratejik zorunluluk.
Caydırıcılık sadece silah demek değil.
Kararlılık demek.
Devlet aklı demek.
“Savunma sanayine yapılan yatırım, aslında evimizin kapısına vurulan kilittir.”
Ana gerçek şu:
Devlet güçlü olmazsa ekonomi konuşulamaz.
Güvenlik yoksa ekonomi anlamını yitirir.
Savaş tehdidi altındayken sistem tartışması lüks olur.
Vatanda tehdit varsa polemik ikinci plandadır.
Önce güvenlik.
Sonra refah.
Güçlü devlet, huzurlu millet demektir.
MANEVİ ÇERÇEVE
Ramazan ayında yaşanan gelişmeler insanı daha çok düşündürüyor.
Zulüm kavramı.
Adalet kavramı.
Sabır kavramı.
“Allah zalimlere fırsat vermesin” duası bugün daha yüksek sesle ediliyor.
Ama dua kadar birlik de şart.
İslam dünyasının en büyük ihtiyacı teknoloji değil.
Birliktir.
Ortak akıldır.
Stratejik dayanışmadır.
Birlik olmayan ümmet, başkasının planına mahkûm olur.
SONUÇ
Orta Doğu yanarken Türkiye ayakta kalmak zorundadır.
Güçlü olmak zorundadır.
Uyanık olmak zorundadır.
Hazırlıklı olmak zorundadır.
Ateş çemberi daralırken en büyük hatamız rehavet olur.
Devlet aklı soğukkanlıdır.
Millet bilinci dirayetlidir.
Ramazan bize şunu hatırlatır:
Sabır pasiflik değildir.
Tedbir imanın gereğidir.
Ve unutmayalım:
Ateşten uzak durmanın yolu, yangına hazırlıklı olmaktan geçer.
Aytekin KALENDER



















