Bazen insanın gözü açık olur ama şehir uyur.
Bugün yine öyle bir gün…
Şehri şöyle bir turladım.
Ramazan ayı…
Normalde huzur, sabır, merhamet ayı deriz ya.
Ama sokakta bambaşka bir hava var.
Biraz yorgunluk…
Biraz tahammülsüzlük…
Biraz da garip bir gerginlik.
Şehir küçük…
Ama dertleri bazen büyük şehir gibi.
Kültür Merkezi’nin oradan yürüdüm.
Şar Hastanesi’nin oraya kadar…
Oradan askerlik şubesinin üst sokağına.
Hem vakit geçireceğim…
Hem de şehri gözleyeceğim.
Saat öğleni geçmişti.
Ama şehir sanki hâlâ uyanamamıştı.
Dükkanların önü gelişigüzel bırakılmış eşyalar…
Trafikte sıkışmış araçlar…
Birinin sabrı diğerinin sabrına değmeden kırılıyor.
Oysa küçük şehir olmanın avantajı çoktur.
Herkes birbirini tanır.
Selam verilir.
Birine yol verilir.
Bir misafir geldi mi kapı açılır.
Eskiden böyleydi en azından.
Meydana indim.
Güvercinler uçuşuyor.
Bir çocuk cebinden çıkardığı ekmek kırıntılarını atıyor.
Bir esnaf kapı önünde kahkaha atıyor.
Bir dayı yükünü sırtlamış ağır ağır yürüyor.
Köşede iki genç gizli gizli sigara içiyor.
Şehrin fotoğrafı aslında tam da bu.
Hayat devam ediyor.
Ama bir şey eksik.
Eskiden sokakta bir sıcaklık vardı.
Bir samimiyet…
Bir hoşgörü…
Birisi arabasını yanlış park etse bile kızılmazdı.
“Hemşerim iki dakikaya çıkar” denirdi.
Şimdi ise…
Korna önce çalıyor.
Söz sonra geliyor.
Sabır azalmış.
Hoşgörü azalmış.
Yardımlaşma azalmış.
Hani deriz ya…
“Rizeliler misafirperverdir.”
Doğru.
Ama galiba zaman da insanı değiştiriyor.
Eskiden kapıdan geçen yabancıya bile çay teklif edilirdi.
Şimdi apartmanda komşu komşuyu tanımıyor.
Şehir büyüdü.
Ama kalpler biraz küçüldü sanki.
Dün akşam soğukta yürürken bir an durdum.
Şehre baktım.
Dağlar aynı.
Deniz aynı.
Yağmur aynı.
Ama insanlar biraz değişmiş gibi.
Belki de mesele şu:
Hayat hızlandı.
İnsan yavaşlamayı unuttu.
Yine de umutsuz değilim.
Bu şehir çok şey gördü.
Yağmur gördü.
Sel gördü.
Fırtına gördü.
Ama her seferinde toparlandı.
Belki de yeniden hatırlamamız gereken şey basit:
Selam vermek.
Yol vermek.
Hoşgörü göstermek.
Şehir dediğin betonla değil…
İnsanla güzelleşir.
Unutmayalım.
KALENDERCE
Şehirler yollarla büyür,
ama insanlar gönülle.
Gönül daralırsa…
en güzel şehir bile insana dar gelir.
Aytekin KALENDER



















