Rize esnafına iftar yemeği verildi…
Ama bu bir “esnaf iftarı” mıydı, yoksa “oy iftarı” mıydı?
İşte mesele tam burada başlıyor.
KİMİN SOFRASI BU?
Dün “esnaf zor durumda” dedik.
Bugün bakıyoruz… Ramazanın son günlerinde sofralar kurulmuş.
Ama o sofraya kim oturmuş?
Dükkânında siftah yapamayan mı?
Borçla dönen mi?
Vergiyle bunalan mı?
Yok…
Rize Esnaf Odaları Birliğinin seçimi varmış önümüzdeki aylarda.
RESOB, Rize Elektrikçiler, Rize Kredi Kefalet Koop., Rize Artvin Kredi Koop Bir. Başkanı yani Rize’de 4 başkanlık 3 makam arabası sahibi TESK, TESKOMB yönetim kurulu üyesi Güven Aksoy bu başkanlıklarından birinde koltuğu korumanın telaşında.
Seçimde oy kullanacak olanlar çağrılmış.
Yani sofranın menüsü: yemek değil, hesap.
Parayı kim vermiş esnafın aidatları verdiği faizler!
Ramazan iftar sofralarının bütçesi 200 bin liraları geçmiş.
Yiyin ağalar bir gün boğazınızda takılacak o lokmalar!
Ama esnafın cebinde 20 lira yok.
Bu nasıl denge?
Bu nasıl temsil?
ESNAFIN DERDİNE KİM ÇARE?
Rize’de esnafın gündemi net:
Kira, vergi, maliyet, müşteri yokluğu…
Ama temsil makamında sessizlik var.
Burada ne konuşan var ne çözüm üreten.
Türkiye’nin başka şehirlerine bakıyorsun:
İnternette bir küçük arama yaparsanız Esnaf Odalar Birlikleri neler yapıyor şaşarsınız.
Konut projeleri…
Eğitim akademileri…
Fabrikalar…
Destek ofisleri…
Gençlere staj, esnafa dijital destek…
Bizde?
Oy menfaatine koltukları korumanın derdinde Güven Aksoy’un iftar organizasyonu.
“İş üretmeyen, gösteri üretir.”
KOLTUK MU, HİZMET Mİ?
Yıllardır aynı koltuk…
Aynı düzen…
Aynı alışkanlık…
Ama değişen bir şey yok.
Esnaf küçülüyor.
Borç büyüyor.
Umut azalıyor.
Ama koltuk sabit.
Rize’de bir laf vardır:
“Dere akar, taş yerinde kalır.”
Ama mesele şu:
Bu taş artık yolu tıkıyor mu?
“Uzun oturan, kısa düşünür.”
RİZE’DE ESNAF NE BEKLİYOR?
Çok şey değil aslında…
Adalet istiyor.
Eşitlik istiyor.
Sesinin duyulmasını istiyor.
Bir telefon açıldığında ulaşılabilir olmak…
Bir sorun olduğunda çözüm görmek…
İftar değil, destek istiyor.
“Karın doyuran değil, yarın kuran kazanır.”
Aylık 600.000 TL’yi Rize esnafının sırtından alan, yiyip içip seyahat eden, 4 makamı, 3 makam aracıyla keyfi yerinde olan ve her fırsatta bize laf yetiştiren Güven Aksoy’a açıkça söylüyorum:
Bize laf yetiştireceğine esnafa iş üret.
Güven Aksoy çıkıp bizimle ilgili ifadeler kullanmıştı. Güya bize menfaat sağlıyormuş. Ben de açıkça söyledim: İspatlamayan yavşaktır demiştim. Aradan zaman geçti… Ortada hâlâ tek bir ispat yok. Bu adamın sıfatını millet koydu. Çok da yakıştı.
Üstelik işin daha vahim tarafı şu:
Kendi verdiği yazılı ifadeyi bile inkâr edip “Ben öyle bir şey demedim” diyerek yeni yalanların arkasına saklanıyor. Git verdiğin ifadeyi oku yalancı düzenbaz seni. Demedim dediğin yazı da bende.
Buna zeka kaybı mı diyelim, yoksa menfaate göre şekil değiştiren bir karakter mi, orasını kamuoyu değerlendirsin.
Şunu net söylüyorum:
Bir daha ismimi o pis ağzına almayacaksın.
Alırsan karşılığını görürsün.
Daha önce de söyledim, yine söylüyorum:
Bu entrika ve yalan düzeniyle hareket eden anlayışa karşı, gerek sözle gerek yumruğumla haddini bildirmeye devam edeceğim.
Bugün arkasından onlarca kişinin beddua ettiği bir tablo varsa…
İnsan biraz durup düşünür.
Milletin ahını alanın yolu uzun olmaz.
Er ya da geç çıkar.
Oyu olanlara şirin görünmek için önüne çıkan herkesi itibarsızlaştırmaya çalışan, dedikodu üreten, gücüyle insanları ezmeye kalkışan bu anlayış…
Bir zamanlar “arkadaşım” dediği, kendisini o makamlara taşıyan insanların bile evine icra gönderecek kadar ileri gidebiliyorsa… Ben ne diyeyim sana, o evdeki çocukların ahı bedduası her iki cihanda da yakanda olacak.
Artık gerisini anlatmaya gerek yok.
KALENDERCE
Sofralar kurulur, tabaklar kalkar…
Ama esnafın derdi masada kalır.
Bir şehir…
Kendi esnafını dinlemezse,
Yarın kendi sesini duyamaz.
Gösterişle büyüyen değil,
Samimiyetle ayakta kalan kazanır.
%20(50)(2).jpg)
Aytekin KALENDER




















remzi
doymaz güven aksoy gözünü toprak doyuaracak
Misafir
Koltuklarda ki zalimler için yaşasın cehennem