Hadi açık konuşalım…
İsmi güzel. Sloganı havalı.
“Kaç gel Kaçkar, Kaçkar’lara kaç gez…”
E kulağa türkü gibi geliyor.
Ama mesele şu:
Kaçıyoruz da… Nereye? Ve neden?
FUAR VAR… PEKİ HABERİ OLAN VAR MI?
Rize’de bir turizm fuarı yapılacak.
Ama Rize’nin bundan haberi var mı?
Sokakta sor…
“Kaçkar fuarı var” de…
Yüzde kaçı biliyor? 1’i!
Turizm dediğin şey afişle, geri sayımla olmaz.
Halkın içine düşecek.
Esnaf konuşacak.
Rehber anlatacak.
Genç heyecanlanacak.
Yoksa…
Sosyal medyada “15 gün kaldı” diye sayarsın,
millet de “geç bakalım” deyip kaydırır.
“Duyulmayan iş, yapılmamış sayılır.”
RİZE, RİZE’YE Mİ ANLATILIYOR?
Katılımcı listesine bakıyoruz…
Kemal abinin oteli…
Aykut’un acentesi…
Bizim dernek başkanı…
İyi güzel de…
Bunlar zaten birbirini biliyor.
Eee?
Turizm fuarı dediğin…
Yeni müşteri, yeni bağlantı, yeni pazar demek.
Sen kendi kendine anlatıyorsan…
Bu fuar değil…
Toplantıdır.
Biraz da Karadeniz ağzıyla sorayım:
Ula biz kendimize mi satış yapayiruk?
“Aynı sofrada oturanlar, birbirine müşteri olmaz.”
SÜSLÜ CÜMLELER… BOŞ KALAN SAHALAR
Bakıyorsun açıklamalara…
“Marka değeri…”
“Dijital dönüşüm…”
“Uluslararası işbirliği…”
Hepsi tamam.
Hepsi doğru.
Ama sahada ne var?
Rize’de turizm sorunları bitmiş mi?
Ulaşım çözüldü mü?
Yatak kapasitesi dengeli mi?
Fiyat politikası net mi?
Ruhsat sorunları, yıkımlar ne durumda?
Hizmet kalitemizi kim test ediyor?
Gelen turist Rize’den mutlu ayrılacak organizasyon tamam mı?
Yok.
Temel yoksa…
Çatıya neon tabela assan ne olur?
“Temelsiz bina, ilk rüzgârda hikâye olur.”
DAHA ÖNCE DE GÖRDÜK BU FİLMİ
Hatırlayın…
Spor turizmi dedik.
Yayla projeleri dedik.
Meles uçacak dedik.
Ne oldu?
Dosyalar kaldı.
Sunumlar kaldı.
Fotoğraflar kaldı.
Ama ortada…
Eser yok.
Bu yüzden korku şu:
Bu fuar da
“geldiler, konuştular, gittiler”
klasiğine dönüşmesin.
“Hatıra kalan iş değil, sonuç getiren iştir.”
HEYECAN VAR… AMA İÇİ DOLDURULMALI
3000 kişi gelecek deniyor.
Dünyanın dört bir yanından katılım bekleniyor.
İnşallah…
Gerçekten gelirse,
gerçekten bağlantı kurulursa,
gerçekten anlaşma çıkarsa…
İşte o zaman bu iş tutar.
Ama sadece:
protokol konuşması,
fotoğraf,
bir iki panel…
O zaman kusura bakma…
Bu iş yine “story” olur,
“tarih” olmaz.
“Kalabalık, başarı değildir; etki başarıdır.”
SON SÖZ NET: BU ŞEHİR HEPİMİZİN
Kimsenin emeğine laf yok.
Niyet belli ki iyi.
Ama bu şehir artık
“niyet” değil
“netice” görmek istiyor.
Harcanan para…
verilen emek…
harcanan zaman…
Bunların karşılığı olmalı.
Yoksa bu şehir…
biraz da sitemle der ki:
“Ula biz yine kanduk mi?”
“Şehirler, yapılanla büyür; anlatılanla değil.”
KALENDERCE
Kaçkar’a kaçmak kolaydır…
Ama mesele kaçmak değil,
orada kalıcı bir iz bırakmaktır.
Bir fuar…
ya bir şehrin kaderini değiştirir,
ya da bir takvim yaprağı gibi düşer gider.
Tercih bizim.
Aytekin KALENDER



















