DÜZENİN KARA NİMETLERİNE YENİLEN
ESKİ MÜCAHİT YENİ MÜTAHİTLER
"Bu gidişat yanlıştır, yerine düzgün bir model getireceğiz, adil düzeni hâkim kılacağız" diye yola çıktılar. Biz de halis bir niyet ve tam bir teslimiyetle kapı kapı ev ev dolaştık, davaya hız ve eleman kazandırmaya çalıştık. Ve sonra gördük ki masaya, kasaya ve nisaya yenilen bir curuha hizmet etmişiz.
Allah rızası için çıkılan bu yolda bir kulun rızası baş tacı edilmişti. Daha önce haram sayılan, uzak durulan, bozuk dedikleri düzenin kara nimetlerine yenilen mücahitler mütahit oluvermişti. Daha önce kendileriyle mücadele eden ve kendilerine torba bot diyen Anap’ın güç severleri de iktidar gemisine atladılar. Güverte ya da kenarda değil geminin en lüks kamaralara yerleştiler. Bu gidiş yanlış tarikatın cemaatin parayla ne işi olur. Hastane, market, mola tesisi, benzin istasyonu her alanda varlar. “Huzur İslam’da çokça kullanılan bir slogan iken huzur parada, huzur ibanda haline geldi” dedik. Bize hain paftası vurulur oldu. Çayeli’nde Gübre pahalı ne yapacağız diyen adama ekmeğiyle adamın geçim kaynağıyla alay eder gibi o zaman az gübre ver diyen adamlara hayatı önem verildi. Rize’de aman onla takılma fişlenirsin diyen, o görüşe savaş açan gazetecilerin günümüzdeki durumlarını hayretle izliyorum. Ey güç nelere kadirsin.
GÜL YETİŞTİRENİN DİKENLE İŞİ NE
Bir konuma gelen insanlar orada ego ile hareket etti. Kibirle yol aldı Kişisel kinine nefretine bakışına, çalıştığı kurumu sendikayı, fabrikayı, Rizespor’u alet etti. Düne kadar karşınızda olan, her gelen başkana yalakalık yapıp giderken yolda bırakan ile, altın varken bakırla yol alındı. Etkinliklerde hep aynı yüzler yer aldı. Protokollerde boy gösteren insanlar hep aynı isimlerdi. Laf taşıyan yalakalık yapan el üstünde tutuldu. Gül yetiştiren adam olmak yola çıkıldığı söylendi ama etraf diken doldu. Çayı bardakta görse kırmızı su sanacak ismin atanmasıyla ÇAYKUR yönetim kuruluna ayar çekildi. Toplumsal katkı yerine çıkar ilişkileri tercih edildi. Ne oluyor? Ne yapıyorsunuz? Diyene hain gözü ile bakıldı. Yönetimlerde kurullarda eş dost akraba ilişkisi öncelik taşıdı. Hızlı, pek ödünsüz, pek heyecanlı radikaller zamanla kayboldu. Yükünü tutan tuttu. Halis temiz kalanlara etrafı yakınları “Allah’ın safı bak falanca aldı yürüdü. Ya sen” gibi takılır oldu. Vakıf ve dernekler siyasetin arka bahçesi oldu. Siyasette veya buraksasi de
AFFET ALLAH’IM
Adam bulamazdık adam afiş asacak çileye aday olacak adam. Şimdi o gün bize torba .... diyerek beni fişleyenler masa nisa kasa için kapışıyor. Kibir adam kayırma ötekileştirme aklımızın ucunda bile yoktu. Sonra o kaçak yolcular baş tacı edildi. Bizim haklı eleştirilerimiz ciddiye alınmadı. Meclis üyeleri es dost akraba ilişkileriyle seçilir oldu. Zengin baş tacı edildi. Gariban kapıda bekletildi. Ben dert edeceğim üzüleceğim mücadele edeceğim. Adam bir yere gelecek garibanın derdi ile dertlenmeyecek kibirle bakacak insanlara. Hadi orda hadi ordan.
BU GİDİŞ NEREYE BÖYLE?
Yanlışa direndim ası dediniz
Atmış kafasının tası dediniz
Bazen de şaşırıp nasii dediniz
Bir kalemde sildim eğri olanı
Kalmamış doğrunun toplumda yeri
Bunlar arıyorlar bir emir eri
Ne emek değerli ne alın teri
Uzak tut dünyandan yanlış olanı
Bu nasıl bir nefret bu nasıl bir kin
Bu duruma olur vermez hiçbir din
Hep yukarda durma aşağıda in
Unutma bu dünya fanıdır fanı
Ne kadar dağınık, düzensizsiniz
Mert insanları hep üzen sizsiniz
Hep yanlış sularda yüzen sizsiniz
Pek çok seversiniz yağcı olanı
Biat etmeyen yan bakarsınız
Bir yolunu bulup puk takarsınız
Bu yalan dünyada bir siz varsınız
Nasıl baki sanar kendini fan
Gizli yok söylerim hep peşin peşin
Kalpler mühürlenmiş yüzlerse meşin
Sonu iyi değil bak bu gidişin
Görüşürüz beyler hesap zamanı
Hayırlı Ramazanlar
Fatih Sultan KAR / İST.
Fatih Sultan KAR



















